35 Yaş Üzeri Kadın Kontenjanı Eşitlik İlkesine Uygun Mu? 1024 734 Avukat Burak Taşcı

35 Yaş Üzeri Kadın Kontenjanı Eşitlik İlkesine Uygun Mu?

Tahmini Okuma Süresi: 8 dakika ⌛

Üniversite yerleştirmelerinde 35 yaş üzeri kadınlar için ayrılan kontenjan uygulaması tartışma yaratan bir konu haline gelmiş durumda.

 

Kimileri bu sistemin, kadınların yükseköğrenime katılımını artırmayı ve cinsiyet eşitsizliğini azaltmayı amaçlayan bir pozitif ayrımcılık uygulaması olduğunu savunurken, kimileriyse bu sistemin anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve daha yüksek puana sahip diğer adayları ayrımcılığa uğrattığını savunuyorlar.

Fiili durumun tartışmalı sonuçlar yarattığı aşikar. Peki kota uygulamasına yönelik hukuki açıdan lehte ve aleyhte argümanlar neler? Konu hakkında emsal yargı kararları var mı? Bu konuya hukuk ne diyor? Gelin konuyu birlikte irdeleyelim.

Fiili Durumda Ortaya Çıkan Tartışmalı Sonuçlar

ÖSYM kılavuzlarını incelediğimizde 2023 üniversite yerleştirmelerinde “35 yaş üzeri kadın”lar için ayrılan kontenjan sayısının 8.152 olduğunu görüyoruz. Bu sayı genel yerleştirme için ayrılan kontenjan sayısının %1,6’sına tekabül ediyor. 

ÖSYM 2023 üniversite yerleştirmelerinde yer alan kontenjan sayıları:

Okul Birincisi Kontenjanı12.057
Depremzede Kontenjanı12.409
35 Yaş Üzeri Kadın Kontenjanı8.152
Şehit-Gazi Yakını Kontenjanı2.079
GENEL YERLEŞTİRME KONTENJANI508.171

Görüldüğü gibi genel yerleştirme kontenjanı haricinde kontenjan açılan tek kota türü 35 yaş üzeri kadın kontenjanı değil. Üstteki tabloya bakıldığında 35 yaş üzeri kadın kontenjanı için ayrılan sayının çok da tartışma yaratacak cinsten olmadığı söylenebilir. Fakat 35 yaş üzeri kadın kotasındaki yerleştirme sonuçlarında ortaya çıkan abuk durumlar 35 yaş üzeri kadın kontenjanını oldukça tartışmalı hale getirmiş durumda. Bunun nedenini anlamak için aşağıdaki tabloyu incelemek yeterli olacaktır…

Yukarıdaki tabloda 2023 üniversite yerleştirme sonuçlarında Boğaziçi Üniversitesi bölümlerinde ortaya çıkan genel yerleştirme ve 35 yaş üzeri kadın yerleştirme sonuçlarının karşılaştırmasını görmektesiniz. Boğaziçi Üniversitesi Fizik (İngilizce) bölümünde genel yerleştirme sonuçlarında taban puan 511,48713 iken 35 yaş üzeri kadın kontenjanında taban puanın 166,41982 olduğu göze çarpmaktadır. Dahası bu bölüm için ayrılan 2 kontenjandan birinin boş kaldığı görülmektedir. Bir başka deyişle; 2023 üniversite sınavlarında baraj puan uygulanmadığını da göz önüne alırsak sınava girip sadece bir soruya doğru yanıt vererek sınavdan çıkan 35 yaş üzeri bir kadın, tercih döneminde Boğaziçi Üniversitesi Fizik (İngilizce) bölümünü tercih etseydi bu bölüme yerleşmeye hak kazanacaktı.

35 Yaş Altı Kadınlar RAHATSIZ!

Kamu vicdanının nabzını ölçmek için Instagram hesabımız üzerinden yaptığımız ankette, ankete katılanların çoğu kadın olmasına rağmen ortaya epey çarpıcı bir sonuç çıktı. Ankete katılanların %88’i üniversite yerleştirmelerinde 35 yaş üzeri kadın kontenjanı uygulamasının anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu düşünüyor. Anket sonucu ve gelen mesajlardan da görebildiğim kadarıyla uygulamayı haksız ve ayrımcı bulan kesim; erkeklerden ziyade 35 yaşın altındaki kadınlar.

Bakıldığında bu kota uygulamasının amacı kadının toplumda uğradığı ayrımcılığı telafi etmek. Fakat uygulamadan rahatsızlık duyanların çoğunlukla 35 yaşın altındaki kadınlar olması epey ironik bir açmaz yaratıyor.

Kota Sistemlerinin Hukuki Dayanağı

Anayasal eşitlik kavramından söz ettiğimizde mutlak eşitlik ve nispi eşitlik olmak üzere iki kavram ortaya çıkar. Mutlak eşitlik; kişiler arasında hiçbir ayrım yapmadan kanunların herkese eşit bir biçimde uygulanmasıdır. Nispi eşitlik ise, durumları aynı veya benzer olan kişilerin aynı veya benzer şekilde muamele görmesini sağlayan bir ilkedir. Anayasa’nın 10. maddesinin 1. fıkrası mutlak eşitlik kavramına ilişkin iken 10. maddenin 2. ve 3. fıkraları nispi eşitlik kavramı kapsamındadır.

Anayasa madde 10’a göre;

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”

Kota sistemleri hukuki dayanağını Anayasa’nın 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarından alsa da; kota uygulamalarında sınırların ne şekilde belirleneceği oldukça çetrefilli bir konudur. Öyle ki birçok kota uygulamasından doğan uyuşmazlık, anayasal eşitlik ilkesine aykırılık iddiası ile defalarca yargı önüne gelmiştir. Örneğin, Anadolu Liselerine girişte kız öğrencilere 3 puan eklenmesi yönündeki yönetmelik değişikliği eşitlik ilkesine aykırılık iddiası ile yargı önüne gelmiş, Danıştay ise aşağıdaki gerekçe ile eşitlik ilkesine aykırılık iddiasının yerinde olmadığına karar vermiştir.

Danıştay 8. Dairesi Esas:1982/826 Karar:1985/4 sayılı 9 Ocak 1985 tarihli içtihadına göre;

“Türk toplum yapısı, gelenek ve görenekleri göz önünde bulundurulduğunda kız öğrencilere adı geçen okullarda öncelik tanınmasının Anayasaya ve Temel Eğitim Yasasında amaçlanan okuma ve fırsat eşitliği ilkelerini zedelediğinden söz edilemeyeceğine karar verilmiştir.”

Özetle Anadolu Liselerine girişte kız öğrencilere 3 puan eklenmesi olayı Danıştay nezdinde “kadın-erkek eşitliğinin yaşama geçmesini sağlamak maksadıyla alınacak tedbirler” olarak yorumlanmış ve uygulama bir pozitif ayrımcılık uygulaması olarak nitelendirilmiştir. Elbette ki yukarıdaki kararın emsal değeri teşkil edebilmesi için, emsal gösterildiği olay/durum/konu ile benzer nitelikleri, şartları ve kriterleri taşıması gerekecektir. Zira hukukta her olayın kendi içinde incelenip değerlendirilmesi gerektiğini söylemek yerinde olacaktır.

35 Yaş Üzeri Kadın Kontenjanı Uygulamasının Hukuka Uygun Olduğunu Savunan Görüş

  • Bu sistemin hukuki dayanağı Anayasa’nın 10. maddesinin 2. fıkrasıdır. Buna göre, toplumda kadınların karşılaştığı dezavantajları telafi etmek için pozitif ayrımcılık önlemleri almak hukuka uygundur.
  • Bu sistem Türkiye’nin cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusundaki uluslararası yükümlülüklerine ve taahhütlerine uygundur. Türkiye’nin imzaladığı veya onayladığı çeşitli sözleşmeler ve deklarasyonlar eğitim, istihdam, sağlık ve karar alma konularında kadınlara eşit erişim ve fırsatları sağlama konusunda Türkiye’ye olumlu adımlar atma yükümlülüğü getirir. 35 yaş üzeri kadın kontenjanı uygulaması; Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Pekin Deklarasyonu gibi belgelerdeki taahhütler ile uyumludur.
  • Türkiye’de kadınların üniversite eğitimine ve iş gücüne katılım düzeyinin düşük olması nedeniyle bu sistem gereklidir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan en son istatistiklere göre, 25 yaş üzeri kadınların yalnızca %20,9’u üniversite diplomasına sahiptir, erkeklerde bu oran %25,1’dir. 15 yaş ve üzeri kadınların işgücüne katılım oranı %32,8 iken erkekler için bu oran %70,3’tür. Bu rakamlar, yükseköğrenim görmeye erişimde, tamamlamada ve işgücüne katılmada kadınların önemli engellerle karşı karşıya olduğunu gösterir. Ayrıca aşağıdaki grafikte cinsiyet ve eğitim durumuna göre işgücüne katılma oranları incelendiğinde kadın ve erkeklerin işgücüne katılımları karşılaştırmasında kadın-erkek makasının en az olduğu eğitim düzeyinin üniversite olduğu görülmektedir. Üniversite eğitimi almış kadınların, üniversite eğitimi almamış kadınlara göre iş gücüne katılımda daha çok fırsat buldukları anlaşılmaktadır.

Cinsiyet ve eğitim durumuna göre işgücüne katılma oranı, 2021 (TÜİK)

  • 35 yaş üstü kadınlar; erken evlilik, çocuk sahibi olma, çocuk bakım, ev içi sorumluluklar, maddi kaynak eksikliği vb. gibi çeşitli nedenlerle yükseköğrenim alma fırsatını kaçırmış olabilirler. Bu sistem, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı engelleri aşmaları için kadınlara yardımcı olur, onlara ikinci bir şans verir, bu sayede onlara yükseköğretim fırsatı yaratarak kadınların iş gücüne katılım göstermelerine yardımcı olur.
  • Bu sistem, yükseköğrenime girmek isteyen 35 yaş altı kadınlara ayrımcılık veya dezavantaj yaratmaz. 35 yaş altı kadınlar hala puanları ve tercihleri temelinde üniversite yerleştirmesi için rekabet edebilirler. 35 yaş üstü kadınlar için üniversite yerleştirmelerinde kota sistemi yalnızca belirli programlar ve üniversiteler için geçerlidir, bu da Türkiye’deki yükseköğrenimin genel erişilebilirliğini ve kalitesini etkilemez.

35 Yaş Üzeri Kadın Kontenjanı Uygulamasının Hukuka Aykırı Olduğunu Savunan Görüş

  • 35 yaş üzeri kadın kotası sisteminin sınırları keyfi olarak belirlenmiştir. Çünkü kırsal bölgelerden gelen genç kadınlar, düşük gelirli aileler, etnik azınlıklar vb. gibi benzer veya daha dezavantajlı birçok diğer grup var iken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunlar için bir 35 yaş çizgisi çekerek başka hiçbir ölçü koymamak çözüm odaklı bir yaklaşım sunmamaktadır. Zira ailesi tarafından okutulmayarak çocuk yaşta evlendirilen, evlendikten sonra çalıştırılmadığı için ekonomik bağımsızlığı elinden alınarak “ev hanımı” olmaya itilen 34 yaşındaki bir kadın, bu kontenjan hakkından faydalanamazken bu sorunların hiçbirini yaşamayan 35 yaş üzeri bir kadının bu kotadan faydalanması ortaya çarpık bir durum çıkarmaktadır. Bu gibi potansiyel durumlar 35 yaş üzeri kadın kontenjanı ile ulaşılmak istenen maksattan sapılmasına kolaylıkla kapı aralamaktadır.
  • 35 yaş üzeri kadın kontenjanı toplumsal cinsiyet eşitsizliği kaynaklı yapısal sorunları çözmek yerine yeni yapısal sorunlar ortaya çıkarabilir. Örneğin genel yerleştirmede en düşük 511 puanla girilen bir bölüme 166 puanla yerleşen 35 yaş üzeri bir kadın, birçok sorunla karşı karşıya kalacaktır. Bu kişiler, eğitim aldıkları üniversitede yeterlilikleri konusunda hoca ve öğrenci zorbalığına maruz kalabilirler. Bunun haricinde eğitim süreçlerinde gösterecekleri başarısızlıklarda aileleri tarafından da motivasyon kırıcı ve yıldırıcı sözlere maruz kalabilirler. Bu kota sisteminden faydalanan birçok kadın motivasyon problemleri, maddi zorluklar, aile sorumlulukları gibi nedenlerle eğitimlerini tamamlayamayabilir.
  • Bu sistemin getireceği zarar, sağlayacağı faydadan daha çok olabilir. 35 yaş üzeri kadın kontenjanı Türkiye’de sayıca daha fazla kadın üniversite mezunu getirebilir fakat daha fazla nitelikli kadın üniversite mezunu getireceği şüphelidir. Bu kotadan faydalanarak üniversiteden mezun olan birçok kadın nitelik problemi nedeniyle uygun iş veya kariyer fırsatı bulamayabilir. Bu da 35 yaş üzeri kadınlar arasında yanlış beklentiler veya hayal kırıklıkları yaratabilir.
  • Bu sistem, yükseköğrenime girmek isteyen 35 yaş altı kadınlar için ayrımcılık ortaya çıkarır. Dahası yükseköğrenime giren 35 yaş üstü kadınlar ile 35 yaş altı kadınlar arasında bir çatışma yaratabilir.

Sonuç

35 yaş üzeri kadınlar için üniversite yerleştirmelerinde kota sistemi; çeşitli hukuki, sosyal ve etik sorunları içeren tartışmalı ve karmaşık bir konudur. Bu sisteme yönelik destekleyici ve karşıt argümanlar bulunmaktadır. Konu hakkında emsal teşkil edebilecek içtihatlar 35 yaş üzeri kadın kotasının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı yönünde gibi görünse de emsal kararların 35 yaş üzeri kadın kotası ile ayrıştığı yönler mevcuttur. En önemli fark ölçü konusudur. 35 yaş üzeri kadın kotasında aranan tek ölçütün 35 yaşı geçmek oluşu ve sınırın keyfi olarak buradan -35 yaştan- çizilmesi birçok potansiyel sorunu beraberinde getirecektir. Bu sistem, Türkiye’de cinsiyet eşitliği ve kadın haklarının güçlenmesini hedeflese de kadınlar arasında ayrımcılık yaratma potansiyeli barındıran bir düzenlemedir.