Arzuhalci Mi, Avukat Mı? Dilekçeni Kime Yazdırırsın?
Tahmini Okuma Süresi: 7 dakika ⌛

-Bir dilekçe yazmak ne kadar zor olabilir ki?
Adli makamlara verilecek bir dilekçeyi kimin yazacağı önemli bir tercihtir. Bazı insanlar, avukata gitmenin masraflı ve gereksiz olduğunu düşünerek dilekçelerini arzuhalcilere yazdırabiliyorlar.
Peki kime güvenmek daha makuldür; arzuhalciye mi avukata mı? Gelin yanıtı birlikte arayalım.
Arzuhalciler Ne Yaparlar?
Arzuhalci; para karşılığında başkası yerine dilekçe yazan kişidir.
Osmanlı döneminde okuma-yazma oranındaki düşüklük nedeniyle geniş yer edinen bu meslek, günümüzde halen varlığını sürdürüyor olsa da şimdiki arzuhalciler ile eski arzuhalciler arasında ciddi farklar olduğunu söyleyebiliriz. Önceleri daha çok mektup okuma yazma işini yapan arzuhalciler, şimdilerde adliyelerin önünde vatandaşı yönlendirme ve mahkemeye ya da sair kurumlara sunulacak dilekçeleri yazma işini “cüzi” bir miktar para karşılığında yapan kişiler olmuşlardır.

Tam olarak hangi tarihte başladığı bilinmeyen arzuhalcilik; Osmanlı’da II. Ahmed’in saltanat yıllarında denetim altına alınıp birtakım kurallara bağlandı. Arzuhalcilerin yönetiminden Arzuhalcibaşı sorumluydu. Arzuhalcilik yapmak isteyen Arzuhalcibaşı’na başvururdu. Arzuhalcibaşı ile Divan-ı Hümayun Çavuşları Ocağı’ndan Çavuşlar Emini ve katibinden oluşan bir kurul önünde adaylar özel bir sınava girerlerdi. Bu sınavı başaranlara arzuhalcilik yapmaları için “izin tezkeresi” verilirdi. Daha detaylı bilgi için Av. Turan Tanyer’in TBB dergisinde yayınlanan Eski İstanbul’da Arzuhalciler yazısını okuyabilirsiniz.
Osmanlı döneminde “izin tezkeresi” ile faaliyet gösteren arzuhalciler, günümüzde yeterliliklerini gösterecek hiçbir belgeleri olmadan iş yapmaktadırlar.
Avukatlar Ne Yaparlar?
Avukat; hukuki mesele ve anlaşmazlıkların yasalara ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini sağlamak için hukuki bilgi ve tecrübesini adaletin hizmetine sunan kişidir.

Mahkeme, hakem veya yargı yetkisine haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, hukuki meselelerde danışmanlık veya mütalaa vermek gibi faaliyetler avukatların yaptığı işlerdendir. Avukatlık Kanunu’na göre, ancak baroya kayıtlı avukatlar bu işleri yapabilirler. Avukatlar, Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na uygun olarak çalışmak zorundadırlar. Aksi halde meslekten çıkarma, kınama, uyarma gibi disiplin cezalarına maruz kalabilirler.
Arzuhalci ile Avukat Arasındaki Farklar
- Avukatlar hukuki bilgi ve eğitime sahiptirler. Arzuhalciler ise hukuki bilgi ve eğitime sahip değildirler.
- Avukatlar, hukuk fakültesini bitirip yasal staj süresini tamamladıktan sonra avukatlık ruhsatnamesi alarak bir baroya kaydolurlar ve ancak baroya kayıtlı avukatlar mesleki faaliyet yürütebilirler. Arzuhalcilerin ise iş yapmak için aldıkları yeterliliklerini gösterir herhangi bir ruhsat, belge, izin veya sertifikaları yoktur.
- Avukatlar Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına tabidirler; sır saklamak ve kişisel verilerinizi korumakla yükümlüdürler, hesap verme ve özenle iş görme yükümlülükleri gibi kanundan doğan borçları vardır. Arzuhalcilerin ise mesleki sorumlulukları yoktur.
- Avukatlar vekalet sözleşmesi ile çalışırlar, mesleklerini yaparken hata yaparlarsa veya meslek kurallarına aykırı davranırlarsa, hem disiplin hem de tazminat sorumluluğu ile karşı karşıya kalırlar. Arzuhalciler ise kaçak olarak iş gördükleri için disiplin sorumluluğu taşımazlar. Arzuhalcinin hatasından dolayı zarara uğradığınızda aranızdaki iş görme ilişkisini ispatlayamayacağınız için uğradınız zararı tazmin edemezsiniz.
- Avukatlar dava sürecine katılırlar, duruşmalara girerler, tanıkları dinler ve gerektiğinde tanıklara soru yöneltirler, süresi içerisinde delilleri ve belgeleri mahkemeye sunarlar, yasal süreleri içinde itiraz ve kanun yollarına başvururlar. Arzuhalciler ise dava sürecine katılamazlar; sadece, üzerinde isimlerinin dahi yazmadığı bir dilekçeyi yazıp size vererek köşelerine çekilirler.
- Avukatlar dilekçelerinde hukuki terimleri doğru kullanırlar, deliller ile iddiaları somutlaştırırlar, hukuki dayanakları gösterirler. Arzuhalciler ise dilekçelerinde hukuki terimleri doğru kullanamazlar, iddiaları somutlaştırmazlar, delilleri gösterme konusunda özenli davranmazlar, hukuki dayanakları gösteremezler ve şablon dilekçeler kullandıkları için haklı taraflarınızı ve taleplerinizi tam olarak doğru şekilde mahkemeye aktaramazlar.
İnsanlar Neden Arzuhalcilere Gider?
İnsanlar avukatlık ücretlerinin çok yüksek olduğunu veya gereksiz olduğunu düşünerek arzuhalcilere gitmeyi tercih edebiliyorlar. Dilekçe yazma işinin küçümsenmesi ise arzuhalcileri tercih etmenin bir başka ana sebebi.
Ancak arzuhalciler sizi yanlış yönlendirerek hayal bile edemeyeceğiniz büyüklükte zararlara uğratabilirler. Örneğin davanız reddedildiğinde mahkeme dava değeri nispetince karşı tarafın avukatına ödemeniz gereken avukatlık ücretini karara bağlar. Dava değeri 500.000 TL olan bir davanın reddedilmesi durumunda mahkeme AAÜT‘e göre 73.000 TL karşı vekalet ücretine hükmeder.
Arzuhalcilere Yazdırılan Dilekçe ile Dava Açmanın Riskleri Nelerdir?
- Davanın reddedilmesi: Dava dilekçesi usul ve esas kurallarına uygun olmadığı için dava reddedilebilir. Usulden reddedilen dava usul eksikliği giderildikten sonra tekrar açılabilir; fakat davanız esastan reddedilirse tekrar dava açma hakkınız bulunmamaktadır.
- Dava dilekçesinin hak kaybına neden olması: Davanızdan elde etmeniz gereken fayda daha yüksek iken daha azıyla yetinmek durumunda kalabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse; talep edebileceğiniz bir alacak kalemini talep etmemek, düşük talep etmek veya fazlaya ilişkin hakları saklı tutmamak, faiz istememek vb.
- Dava dilekçesindeki eksikliğin karşı tarafça kullanılması: Dava dilekçesinde yer verilen veya verilmeyen ifadeler nedeniyle sorumluluğunuz doğabilir. Örnek vermek gerekirse; dava dilekçesinde karşı tarafı kastederek hakaret içeren ifadelere yer verilmesi vb.
- Dava dilekçesinin dikkate alınmaması: Dava dilekçesi açık, anlaşılır ve tutarlı olmadığı için dikkate alınmayabilir. Bu durumda davanın konusu, iddiaları, delilleri ve hukuki dayanakları mahkeme tarafından göz ardı edilebilir.
Şablon Dilekçe Kullanmanın Yarattığı Sorunlar
Arzuhalciler dilekçe yazarken belirli şablon ve örnek dilekçeleri kullanırlar. Sorun şu ki arzuhalciler hukuk eğitimi almadıkları için somut olayın hukuki nitelendirmesinde ve hukuki dayanağının ne olduğunda sıklıkla yanılırlar. Bunun haricinde yasal değişiklikleri takip etmedikleri için günceli yakalayamazlar. Dilekçede yer verdikleri eski kalıp ifadeler kanunda değişikliğe uğramış olabilir. Şablon dilekçe kullanmanın yarattığı başlıca sorunlar şunlardır:
- Şablon dilekçeler, her davanın özelliğine ve ihtiyacına uygun olmayabilir. Her dava farklıdır ve farklı iddia, delil ve hukuki dayanak gerektirir. Şablon dilekçeler, bu farklılıkları yansıtmayabilir ve davanın gerektirdiği hususları içermeyebilir.
- Şablon dilekçeler, hukuki terimleri doğru kullanmayabilir veya güncel olmayabilir. Hukuk sürekli değişen ve gelişen bir alandır. Hukuki terimlerin anlamı ve kullanımı da zamanla değişebilir veya güncellenebilir. Şablon dilekçeler, bu değişim ve güncellemeleri takip etmeyebilir ve hukuki terimleri yanlış veya eski şekilde kullanabilir.
- Şablon dilekçeler, iddiaları somutlaştırmayabilir veya delilleri sunmayabilir. Dilekçede iddia edilen hususların somut olarak ortaya konması ve bunları destekleyen delillerin sunulması gerekir. Hukuki deliller olmadan iddia edilen hususlar boş ve temelsiz kalır. Şablon dilekçeler, iddiaları somutlaştırmak yerine genel ve soyut ifadeler kullanabilir veya delilleri göstermek yerine varsayımlara dayanabilir.
Dava Dilekçesi Davanın Alın Yazısıdır
Dava dilekçesi, davanın açılması için gerekli olan ve davanın konusunu, taraflarını, iddialarını, delillerini ve hukuki dayanaklarını içeren belgedir. Dava dilekçesi, davanın seyrini ve sonucunu etkileyen çok önemli bir belgedir.
Dava dilekçesinin hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken birçok husus vardır:
- Dava dilekçesinin açık, anlaşılır ve tutarlı olması gerekir.
- Dava dilekçesinin eksik, yanlış veya yetersiz olmaması gerekir.
- Dava dilekçesinin usul ve esas kurallarına uygun olması gerekir. Usul ve esas kurallarına uyulmazsa, dava reddedilebilir.
- Dava dilekçesinin mümkün olduğunca kısa ve öz olması gerekir. Dava dilekçesinde gereksiz, yersiz veya tekrar eden ifadeler kullanılmamalıdır. Dava dilekçesinde sadece davanın konusuyla ilgili ve gerekli olan hususlar yer almalıdır. Dava dilekçesinde uzun ve karmaşık cümlelerden kaçınılmalıdır. Dava dilekçesinin okunabilirliği ve anlaşılırlığı arttırılmalıdır.
- Dava dilekçesinin saygılı ve nazik bir üslupla yazılması gerekir. Dava dilekçesinde hakaret, küfür, tehdit, aşağılama gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Dava dilekçesinde karşı tarafın haklarına saygı gösterilmelidir. Dava dilekçesinde mahkemeye ve yargıya güven duyulduğu belirtilmelidir.
Dava dilekçesi yazmak, avukatlık mesleğinin en önemli ve en zor işlerinden biridir. Bunu en veciz ifadeyle dile getiren, Yargıtay olmuştur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas:1974/7326 Karar:1974/6426 sayılı 19/09/1974 tarihli içtihadına göre;
Dava dilekçesi, davanın alın yazısıdır. Böyle olmasına rağmen dilekçeler, memleketimizde meslek alanları olan avukatlar tarafından bile gerekli dikkat gösterilmeden, adeta rastgele yazılır. İnkarına olanak bulunmayan bu gerçek karşısında, çok defa, mahkemeler veya Yargıtay Daireleri tarafların sözlü ve yazılı açıklamalarını asıl maksatlarına ve isteklerine uygun düşecek şekilde yorumlamak suretiyle uyuşmazlığı rayına oturtmak zorunda kalırlar.
Yargıtay kararında vurgulandığı gibi avukatlar tarafından yazılan dilekçelerde dahi mahkemeler dilekçede bulunan özensizlik nedeniyle güçlük yaşamaktadır ve ortaya geri dönülmez hak kayıpları çıkabilmektedir. Hal böyle iken dilekçe yazma işinin küçümsenmesi, hakkını aramak için mahkemeye başvurmak isteyen kişinin yapacağı en büyük hatadır.
İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağından dolayı, davanın başında dilekçenizde yer vermediğiniz bir olaya veya delile dilekçeler aşamasından sonra yargılama sırasında değinseniz bile mahkeme usul hukuku gereği ileri sürdüğünüz şeyi dikkate alamaz!
HMK madde 141/1’e göre;
Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
Avukatlar olarak uygulamada en sık karşılaştığımız problem şudur ki; vatandaş davasını, kendi yazdığı veya arzuhalciye yazdırdığı dilekçeyle açar ve ancak işler sarpa sarınca avukata gelir.
-Beni kurtar avukatım!
Bu an, müvekkilin usul hukuku ile tanıştığı ve bir çuval inciri berbat ettiğinin farkına vardığı andır.
Neden Arzuhalcilere Değil Avukatlara Güvenmeliyiz?
Arzuhalciler, hukuki bilgileri bulunmadığı için dilekçelerini şablon dilekçeler kullanarak ve kalıp ifadelerle yazarlar. Bu da dilekçede hata ve eksiklik bulunması ihtimalini oldukça artırır.
Arzuhalciler, haklarınızı korumak için gerekli çabayı göstermezler. Çünkü arzuhalcilerin mesleki sorumlulukları bulunmaz. Arzuhalciler, sizi zarara uğrattığında zararınızı onlardan tazmin etmeniz olanaksızdır. Bu nedenle arzuhalcilere değil avukatlara güvenmeniz yararınıza olacaktır.
