Aldatan Eş Mal Paylaşımından Pay Alabilir mi? 1024 768 Avukat Burak Taşcı

Aldatan Eş Mal Paylaşımından Pay Alabilir mi?

Tahmini Okuma Süresi: 6 dakika ⌛


Aldatma nedeniyle boşanmayı düşünen kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, aldatan eş mal paylaşımından pay alabilir mi sorusudur. Zina veya sadakatsizlik söz konusu olduğunda eşlerin evlilik boyunca edinilen mallar üzerindeki haklarını kaybedip kaybetmeyeceği aile hukukunun temel sorularındandır.

Aldatma, mal paylaşımına ilişkin bütün hakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminde, boşanma zina nedeniyle gerçekleşmişse hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Burada belirleyici olan yalnızca aldatmanın yaşanması değil; boşanmanın hukuki sebebi, talep edilen alacağın türü ve somut olayın koşullarıdır.

Bu yazıda zinanın mal paylaşımına etkisini, katılma alacağının hangi koşullarda azaltılabileceğini veya kaldırılabileceğini ve kanuni düzenlemenin sınırlarını ele alacağız.


Aldatan Eşin Mal Paylaşımı Hakkı Neden Kendiliğinden Ortadan Kalkmaz?

Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Aynı Kanun’un 231 ve 236/1. maddeleri uyarınca, gerekli hesaplamalar yapılıp edinilmiş mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra bulunan artık değerin yarısı üzerinde diğer eşin alacak hakkı doğar. Bu hak katılma alacağı olarak adlandırılır.

Katılma alacağı, eşin kusursuz davranmasının karşılığı olarak verilen bir ödül değildir. Bu nedenle boşanmada kusurlu bulunmak, tek başına bu alacağı ortadan kaldırmaz. Eşin çalışmaması da katılma alacağı isteyemeyeceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte TMK m. 236/2, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde özel bir istisna öngörür. Hâkim, bu sebeplerle kusurlu olan eşin, artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun biçimde azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Düzenleme hem kadın hem erkek eş bakımından geçerlidir.

Malın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği de ayrıca önem taşır. Nitekim boşanmada mal paylaşımı konusunu ayrıntılı ele aldığımız yazımızda açıkladığımız üzere, evlilik sırasında alınan her mal aynı hukuki nitelikte değildir.


Her Aldatma Zina Sayılır mı? Mesajlaşmak Mal Paylaşımını Etkiler mi?

Günlük dilde aldatma olarak nitelendirilen davranışların tamamı, hukukta zina kapsamında değerlendirilmez. Zina, TMK m. 161’de düzenlenen özel bir boşanma sebebidir. Sadakat yükümlülüğünün ihlali ise daha geniş bir alanı kapsar.

Başka biriyle duygusal yakınlık kurulması, flört içerikli yazışmalar veya güven sarsıcı görüşmeler boşanmada kusur oluşturabilir. Ancak bu davranışlar, tek başına her durumda zinanın gerçekleştiğini göstermez. Zina bakımından cinsel ilişkinin varlığının doğrudan somut delillerle veya güçlü karinelerle ortaya konulması gerekir.

Dolayısıyla eşinizin telefonunda mesajlar bulunması, mal paylaşımından hiç pay alamayacağı anlamına gelmez. Mesajların içeriği, diğer delillerle ilişkisi ve olayın bütünü değerlendirilmelidir. Buna karşılık mesajlaşma kayıtlarının zinanın ispatında hiçbir zaman kullanılamayacağı da söylenemez.

Mal paylaşımında belirleyici soru, yalnızca sadakatsizliğin ispatlanıp ispatlanmadığı değil; boşanmanın hangi hukuki sebebe dayanarak gerçekleştiğidir.


Boşanma Kararında Aldatma Yazması Yeterli mi?

Hayır. Mahkemenin eşlerden birini sadakatsiz davranışları nedeniyle kusurlu bulması ile zina nedeniyle boşanmaya karar vermesi birbirinden farklıdır. Boşanma yalnızca TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanıyorsa, sadakatsizlik tespiti TMK m. 236/2’nin uygulanması için tek başına yeterli olmaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/552 Esas, 2019/3464 Karar sayılı ve 01/04/2019 tarihli içtihadında, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gerekçe gösterilerek katılma alacağının reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Boşanmanın zina veya hayata kast yerine TMK m. 166/1-2’ye dayanması nedeniyle, TMK m. 236/2’nin uygulanamayacağı belirtilmiştir.

Örneğin eşin sadakatsizliği boşanma kararının gerekçesinde anlatılmış, ancak boşanma yalnızca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle gerçekleşmiş olabilir. Bu durumda gerekçedeki sadakatsizlik tespiti, kendiliğinden katılma payının kaldırılması sonucunu doğurmaz.

Dava dilekçesinde zina iddiasında bulunulması da tek başına yeterli değildir. İddianın ispatlanması ve boşanma hükmünün bu hukuki sebebe dayanması önemlidir. Bu nedenle boşanma davasının nasıl yürütüldüğü, sonraki mal paylaşımı uyuşmazlığını doğrudan etkiler.


Zina Nedeniyle Boşanmada Hâkim Payın Tamamını Kaldırmak Zorunda mı?

Hayır. TMK m. 236/2, kendiliğinden bir hak kaybı veya sabit bir indirim oranı düzenlemez. Hâkim, somut olayın koşullarını ve hakkaniyeti değerlendirir. Payın azaltılması da tamamen kaldırılması da kanunen mümkündür; ancak kararın yeterli gerekçeye dayanması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/9783 Esas, 2026/1159 Karar sayılı ve 05/02/2026 tarihli içtihadında, zina nedeniyle kusurlu bulunan erkeğin katılma payının yetersiz gerekçeyle tamamen kaldırılması bozma sebebi sayılmıştır. Tarafların kusur dereceleri, evlilik süresi, ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları değerlendirilerek somut olayda uygun bir azaltma yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu karar, zina hâlinde payın tamamen kaldırılmasının artık mümkün olmadığı anlamına gelmez. Gösterdiği husus, bütün dosyalarda aynı sonuca gidilemeyeceğidir. Diğer eşin davranışları da değerlendirmede önem taşıyabilir.

Örneğin gerekli hesaplamalar sonucunda 1.000.000 TL katılma alacağı belirlenmiş olması, zina nedeniyle bu tutarın mutlaka sıfırlanacağı veya belirli bir yüzdeyle indirileceği anlamına gelmez. Kanunda bütün olaylara uygulanacak yüzde 25 veya yüzde 50 gibi sabit bir indirim bulunmamaktadır.


Aldatan Eş Bütün Mallarını ve Alacaklarını Kaybeder mi?

Hayır. Katılma alacağı, kişinin sahip olduğu bütün mallarla ve diğer alacaklarıyla aynı şey değildir. Zinanın mal paylaşımına etkisi değerlendirilirken önce hangi mal rejiminin uygulandığı ve hangi alacağın istendiği belirlenmelidir.


Ev, Araba ve Miras Kalan Mallar Ne Olur?

TMK m. 220 kapsamında evlilikten önce sahip olunan mallar ile evlilik birliği içinde edinilmiş olsa dahi miras ve bağış yoluyla edinilen değerler kural olarak kişisel maldır. Zina, bu malların mülkiyetini kendiliğinden diğer eşe geçirmez. Kişisel mallardan elde edilen gelirler ve bu mallara yapılan katkılar ise ayrıca değerlendirilir.

Evlilik sırasında edinilen ev veya araç bakımından da aldatma nedeniyle tapunun ya da araç kaydının diğer eşe geçirilmesi söz konusu olmaz. Malın edinilme biçimi, borçları ve tasfiye hesabı incelenir ve malın mülkiyetini elinde bulundurmayan eşin katılma alacağı hesaplanır. Katılma alacağı, kural olarak parasal bir alacak hakkıdır. Zina sebebiyle boşanma durumunda katılma alacağının hakim takdiriyle azaltılması veya kaldırılması mümkündür.


Katkı Payı ve Değer Artış Payı Alacağı da Kaldırılır mı?

TMK m. 236/2’deki azaltma veya kaldırma, katkı payı ve değer artış payı alacaklarına uygulanmaz. Özellikle mal ayrılığı dönemindeki katkı payı ile TMK m. 227 kapsamındaki değer artış payı, katılma alacağından ayrılmalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2014/12512 Esas, 2015/21469 Karar sayılı ve 30/11/2015 tarihli içtihadında, bu ayrım açıkça yapılmıştır. Önce talebin hangi alacak türüne ilişkin olduğunun araştırılması, katılma alacağı bulunuyorsa TMK m. 236/2 kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Örneğin bir eşin, kendisine miras kalan parayla diğer eş adına alınan taşınmaza katkıda bulunması, koşullarına göre değer artış payı alacağı doğurabilir. Bu talep, yalnızca zina nedeniyle boşanıldığı gerekçesiyle TMK m. 236/2 kapsamında ortadan kaldırılamaz. Alacağın varlığı ve miktarı ise kendi koşulları içinde ispatlanmalıdır.


Aldatma Sonrasında Anlaşmalı Boşanılırsa Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Aldatma yaşanmış olsa bile eşler TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmayı tercih edebilir. Ancak bu durumda geçmişte zina yaşandığının ileri sürülmesi, tek başına zina nedeniyle boşanma kararı verilmiş gibi sonuç doğurmaz.

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımının nasıl düzenlendiği ayrıca önemlidir. Hangi malların kimde kalacağı, katılma alacağı ödenip ödenmeyeceği ve hangi taleplerden vazgeçildiği açıkça belirlenmelidir. Protokoldeki genel ifadelerin kapsamı, uyuşmazlık hâlinde ayrıca yorumlanabilir.

Boşanma kararı verilmesi de mal rejiminin her durumda tasfiye edildiği anlamına gelmez. Bu nedenle anlaşmalı boşanmayı kabul etmeden önce, protokolün mevcut ve ileride ileri sürülebilecek malvarlığı taleplerine etkisi değerlendirilmelidir.


Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açmak İçin Ne Kadar Süre Var?

TMK m. 161 uyarınca zina sebebine dayanan boşanma davası, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmeden açılmalıdır. Bunlar hak düşürücü sürelerdir. Devam eden veya tekrarlanan eylemlerde süre hesabı somut olay üzerinden yapılır.

Aynı maddeye göre affeden tarafın zina sebebine dayanarak dava açma hakkı yoktur. Ancak bir davranışın af sayılıp sayılmayacağı ayrıca değerlendirilir; her görüşme veya birlikte bulunma af kabul edilmemelidir.

Bu süreler, katılma alacağı davasının süresi değildir. Zina sebebine dayalı boşanma hakkının kaybedilmesi ile mal rejiminden doğan alacakların talep edilebilmesi birbirinden farklı konulardır.


Aldatmayı İspatlarken ve Mal Paylaşımı Talep Ederken Nelere Dikkat Edilmeli?

Aldatmanın ispatı kadar, delilin nasıl elde edildiği de önemlidir. HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller, bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek veya hesaplarına izinsiz erişmek, hem delilin kullanılmasını engelleyebilir hem de ayrıca hukuki sorumluluk doğurabilir.

Bu nedenle boşanma davası açmadan önce bilinmesi gerekenler arasında açıkladığımız delillerin korunması ve hukuki sebebin doğru belirlenmesi, bu uyuşmazlıklarda da önem taşır. Elde bulunan mesajlar, tanık anlatımları ve diğer kayıtlar, hukuka uygunlukları ve ispat güçleri bakımından birlikte değerlendirilmelidir.

Katılma payının azaltılması veya kaldırılması konusu da mal rejiminin tasfiyesi kapsamında ele alınır. Boşanma kararının verilmesiyle bütün malvarlığı hesaplarının kendiliğinden tamamlanacağı düşünülmemelidir. Boşanma hükmü, mal rejimi, malın edinilme tarihi ve talep edilen alacak türü birlikte incelenmelidir.

Aldatan eşin katılma payının kaldırılmasını istiyorsanız, yalnızca aldatmayı ispatlamaya odaklanmak yeterli değildir. Boşanmanın hukuki sebebini, süreleri ve mal paylaşımı taleplerini birlikte değerlendirmek için sürecin başında bir avukatla görüşmeniz, sonradan giderilmesi güç hak kayıplarını önlemeye yardımcı olur.


Yazar   : Av. Burak TAŞCI